Hayaller… Hayaller…

Lüks bir lokantada, genç bir kadın… Alımlı, bir kelebek gibi zarif, güzel, açık yüzlü, alnı pak bir kadın.  Gurmeymiş mesleği. Ona beğendirmek pek zormuş, en güzel bile olsa, yiyecekleri. Kusursuz olmalıymış. Boğazından çok çabuk geçerse, “Tadını hissettirmiyor”,  çok çiğnemesi gerektiğinde “Yutması zor” dermiş, dili tıpkı bir laboratuar gibiymiş…

-Kızım neden yemiyorsun yemeğini?

Menüye bakarak dikkatle seçmiş yemeğini. Lokantanın en meşhur yemeklerini… İskender kebap, bir de kestane şekeri…

-Kızım ne diye o boş kağıda bakıp duruyorsun?

Garsona seslenmiş kadın. Garson, kısa saçlı, lacivert mini eteği ve beyaz gömleği ile kibarca koşturmuş oraya doğru. Seslenenin kim olduğunu görünce korkmuş tabii… Çok iyi bir performans sergilemeliymiş.  Kadın, onun bu eli ayağı birbirine dolaşmış halini umursamadan sıralamış bir bir siparişlerini…

-Anneeee, makarnamı getirsene… İçine mercimek da kat bu sefer. Bir de çikolatalı ekmek istiyorum.

-…

Kaptan, fırtınalı bir yolculuk sonunda sağ salim kıyıya vardığı için memnundu. Tayfalarına dönerek; “Güzel bir ziyafete ne dersiniz?” diye sordu.

-Kızım beni korkutmaya başladın. Önce daldın gittin, sonra boş bir kâğıdı dikkatle inceledin ve parmağını gezdirdin, tıpkı bir şey seçecekmiş gibi. Sonra benden garip isteklerde bulundun, şimdi ise kendi kendine konuşuyorsun…

Kaptan ve tayfaları, şehrin limanından şehrin içine doğru yürürken, ilk gördükleri lokantaya girdiler. Masaya gelen garsona şehrin meşhur yemeklerini sordular. Bunun üzerine kestane şekeri ve İskender kebabı ısmarladılar.

-Kızım hâlâ cevap vermedin.

-Tamam anne yaaaa, bir şey yok.

Panik içerisinde mutfağa yürüyen garson hanımı görünce ona doğru yürüdü garson bey. Meğer kestane şekeri ve İskender kebabı az kalmış. O kadın da tabağı yarım doldurulursa hoşnut kalmazmış. İnsanlar onların fikirlerine çok değer veriyormuş. Üstelik az önce gelen adamlar da aynı şeyleri istemiş. Garson bey, o adamlara kendisi tavsiye ettiğini söylemedi.

-Kızııııım!

Aslında aklına bir şey gelmişti, garson beyin. Bir çift oluşturabilirlerdi.

-KI-ZIM KI-ZIM KI-ZIM!!!!!!

-Yaaa bir dakika anne yaaaa!

Böylece kestane şekerinin birleştirici gücü ortaya çıkmış oldu. Gurmenin şimdiye kadar yediği en güzel yemekti, kaptanın da.

-BUYUR ANNE, ŞİMDİ DE NE DİYECEKSEN!!!

hayaller

“Hayaller… Hayaller…” üzerine 3 düşünce

  1. Çok iyi yazı.Anı yaşatıyor.Hayaller hayaller derken, hikayedeki hayalin içine dalıyor insan.Tebrik ederim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir