Uludağ’da Kestane Ağaçları

Kestane, gürgen, palamut
Altı yaprak, üstü bulut.
Gel sen burada, derdi unut.
Orman ne güzel ah ne güzel!

Çamın, yaprağı dökülmez,
Gürgenin kolu bükülmez,
Ağaç dibinden sökülmez.
Orman ne güzel, ah ne güzel!

Git, git sona varamazsın,
Kuşak olsan saramazsın,
Dalını koparamazsın,
Orman ne güzel, ah ne güzel!

Bursa’nın Uludağ’ı da meşhur. Uludağ, bir sıradağ. Yani birden fazla zirvesi var. Ama tabii bir de en yüksek noktası var, tam olarak zirve olarak bilinen. Bursa, Uludağ’ın eteklerine kurulu bir şehir. Ayaklarını da denize doğru uzatmış. Yani ister dağ havası al, ister deniz. 🙂

Uludağ hakikatten de çoook ulu bir dağ. Yüksekliği; 2.543 metre, genişliği; 20 km. uzunluğu; 40 km. Marmara’nın en yüksek dağı. O kadar uzun. Uludağ’da Bakacak diye bir mevkii var. Buradan Bursa kuş bakışı harika görünüyor. Ancak Bursa çok sanayisi gelişmiş bir şehir olduğundan buradan bile şehrin gürültüsü bir uğultu halinde duyuluyor. Ki Bursa’dan karayolu ile 36 km. olmasına rağmen. Yol boyunca çeşit türlü yeşillikler, sık ormanlar, sağda solda ağaçlar,eğrelti otları, sarmaşıklar… Geyik çıkabilir tabelaları… Sağa sola rastgele serpiştirilmiş gibi duran küçük toprak yollu köyler… Ve en önemlisi ulu mu ulu kestane ağaçları!

Uludağ’a çıkınca dönüşte İnkaya Ulu Çınar’da ballı kaymaklı meyve salatası yemeden dönmeyin. Mangalda karnınızı her ne kadar doyurmuş olsanız da bu lezzeti mutlaka tadın. İnkaya Camii’nin yanındaki yalaklı eski çeşmede yüzünüzü yıkayın, birkaç avuç su için. Kökleri Ulu Cami’ye kadar uzanan Ulu Çınar ile bir fotoğraf karesine girin. Çevresindeki akıntılı sulara bir kuru yaprak bırakın, hızla ilerleyişini izleyin. Aman dikkat! Mangal ateşi ile oynarken      erimeyin! 🙂

Uludağ, Uludağ! Bursa’yı kucaklayan dağ! Ulu Çınar, Ulu Çınar! Ulu Cami’yi kökleriyle saran çınar! Kestane Ağaçları, Kestane Ağaçları! Bu eşsiz lezzetin kaynakları!

Kestane Ağacı

Kestane ağacı oldukça ulu bir ağaçtır.  Birkaç yüzyıldan 1000 yıla kadar uzanabilen ömrü, lezzetli meyveleri ve upuzuun ve kalın gövdesi ile parklarda, ormanlarda, dağlar ve dağ eteklerinde bol miktarda bulunur. Kestane, ilk zamanlarında aşağıdaki gibi görünür;

Genç kestane
Genç kestane

Kestane büyüdükçe yaprakları, dalları büyür, güneşli günlerde tam bir gölgelik vazifesi görür.

Kestane ağacı büyüdükçe gölgeliği bayağı artar.
Kestane ağacı büyüdükçe gölgeliği bayağı artar.

Nihayet kestane ağacı büyür. Meyve verir. Yavrularının üzerine titrer, onları dikenli kabukların içinde bir de kalın kabukta her türlü zarardan muhafaza eder.

Kestane ağacı yavrularını dikenli bir kabuk atında kalın bir kabukla muhafaza eder.
Kestane ağacı yavrularını dikenli bir kabuk atında kalın bir kabukla muhafaza eder.

Sonra kestaneler toplanır, kabuklarından ayrılır ve şerbetin içinde saatlerce kaynatılarak kestane şekerine dönüştürülür. Paketlenir ve müşterisi tarafından alınır.

Veya önce sadece dikenli kabuğundan ayrılır, kalın kabuğu ile sobada pişirilir ve sıcak sıcak kabuğundan ayrılarak kestane kebap yapılır.

Kestaneden güzel lezzetler elde edilir ve yenir. Böylece kestane şekeri değerlenir.

Affiches fournisseurs Salon Ft A.xp

 

kestane kebap

Kestane kebap, yemesi sevap!

Kestane şekeri, dillere destan lezzeti!